Ana içeriğe atla

3 Maymun topluluğu, Rotary / Rotaract

03.06.2017 gecesinde yaşadığım talihsiz olay hala vicdanı kalmış, kadın haklarını ve her şeyden öte insan haklarını ve de evrensel değerlerimizi savunabilen kamuyona duyuru niteliğindedir. Bu bilinçlendirmeyi yapmayı şahsım adına ve ilerideki mesleğim adına borç bilirim.

rotary görseller + rotaract png
Rotary - Rotaract


Rotaract, Rotary topluluğunu kaçınız ne kadar iyi duydunuz bilmiyorum zaten eminimki bir kesimce asla duyulmamış ve de asla duyulmayacak olan bir sivil toplum kuruluşu. 1.5 senedir bünyesinde bulunup elbet içerisinde gördüğüm aksaklıklar, gülünç durumlar, akıl almaz bir astlık üstlük ilişkisini anlatabilirim sizlere ama benim bu yazıyı yazmamdaki amacım bu kuruluşun amacını bilmeyen insanlara amacını veya işleyişindeki aksaklıkları anlatmak değil, bunu ancak merak eden insanlara istekleri halinde bizzat anlatabilirim. Benim cumartesi gecesi 2420.bölgenin’ devir teslim’ töreninde yaşadığım olay akıl almayacak, nezih kuruluş diye kendilerini tanıtan bir kesimce ise asla kabul edilemez bir olaydır.

Kısaca olayı sizlere sunmam gerekirse, devir teslim töreni esnasında arkadaşımın ricası üzerine onu kamerya çekmek üzere en ön sıraya geçmek ve tıpkı yanımdaki diğer kişilerin de yakınlarını çekmeye çalıştığı gibi kameramı arkadaşıma odaklamıştım. Daha sonradan asıl failin eşi olduğunu öğrendiğim x fotoğrafçısı bu esnada bana ve yanımdakilere kaba bir üslupla çekilmemizi söylerken şaşkınlığa düştüm düşmesine ama keşke şaşkınlığım salt bununla kalabilseydi. Tören başladıktan hemen sonra arkamdan kendisinin kameraman olduğunu gördüğüm y kişisinin kolumdan sıkıca ve acıtarak tutarak sıkması ve daha sonrada beni sürükleyerek yaklaşık 2-3 metre kadar ön tarafa sürükleyip bırakmak istediği noktada fırlatarak sarsılmama neden olmasına şahit oldum. (Bu sarsılma anı ve o an verdiğim ’allah allah, ne yapıyorsunuz siz’ sözlerim ise kendi telefonumun kamerasında bulunmaktadır)

O an y kişisinin bana verdiği tepki ‘gerekeni yapıyorum ‘ gibi laubali bir sözden ibaretti. Törenin gidişatını bozmamak için sustum ve tören biter bitmez yanına gidip bu fiili neden gerçekleştirdiğini kendisine sorduğumda tekrardan hiç beklemediğim yanıtlar almaya başladım.Bana karşı uyguladığı cebri, şiddeti hatta kadına karşı şiddet lafımı bile sineye çekmiş tüm bunların profesyonel iş hayatı gereği olduğunu gayet laubali bir tavırla vurgulamıştı.  Burada eminim şu yazıyı okuyanlar olarak hepimiz profesyonel iş hayatını az çok bilen kişileriz, sorarım size bu yapılan hareketin ve üslubun profesyonel iş hayatı ile yakından uzaktan bir ilgisi var mıdır?

Kendisiyle tartışmamın ardından hayatımda ilk defa bu kadar fenalaşarak sinir krizi geçirdim ve insanlar tarafından dışarı çıkarıldım. Bu kuruluştaki birkaç insan bu olayla ilgilenme adı altında olayı sonradan anladığım üzere örtbas etmek adına buna arabuluculuk da dediler sineye çek, sakin ol da. Bir hanımefendi y kişisini yanıma getirerekten özür diletmesine sebep oldu fakat y kişisinin özrü kabahati kadar büyüktü. Kendisi özür dileyip tekrar bunun profesyonel iş hayatı gereği olduğunu ve de yapması gerektiğini söyledi. O an herkesin önünde kadına şiddeti, kendinden güçsüz bir insana cebir uygulamayı profesyonel iş hayatı kapsamı altında tutu ve bu kuruluş içerisindeki neredeyse her insan ise kendisinin iyiniyetli biri olduğunu ve de yıllardır orada çalıştığını belirttiler. Oysaki mevzu burada iyiniyet değildi. Y kişisi benden bile iyi bir insan olabilir veya bu hareketi yapmasaydı olabilirdi fakat olayın iyiniyetle ne alakası vardı? Geçen sene yine astlık üstlük ilişkisi kapsamında benim başkanım olan z kişisinin bana olaydan sonra atmış olduğu mesajda söylediklerine bakılırsa onların rahatlığı, stressiz bir tören geçirmeleri kadına karşı şiddetten, hakaretten çok daha öte ve çok daha iyilik kapsamındaydı.Kendisinin de belirttiği gibi bu rahatlığa ve örtbasa onlar ‘kültür’ adını takmışlardı. ( bu mesajın ve benzerlerinin de somut delilleri elimdedir)

Türkiye’de yaşarken kadına şiddeti bunca duyar bunca görürken kendini nezih bir topluluk olarak gösteren bu kuruluşun bu olay karşısında susması sizce normal olur muydu?

Cevap tabii ki hayır. Fakat kuruluşu bilen bir kesimce görüldüğü gibi nezih değilmiş ki şahit olan insanlar dahil bu şiddet ve kaba üslup karşısında sustular, boyun eğdiler, örtbas çabalarına başladılar. Ben 22 senelik hayatımda 3 maymunu oynayan böyle bir topluluk daha görmemiştim bana çok iyi bir hayat dersi ve de tecrübe oldu. Eğer nezihlik şiddeti, tacizi, kabalığı çeşitli menfaatler uğruna örtbas etmekse ben ve benim gibiler zaten ‘nezih’ insanlar olamayız. Olamayız çünkü biz ne olursa olsun haksızlıklar karşısında susmayan, boyun eğmeyen, kadına da erkeğe de şiddeti meşru görmeyen ve göremeyecek insanlarız. Asıl utanması gerekenler de bugün bu olay ve benzerleri karşısında susup yarın kendi başlarına geldiğinde yardım dileyen insanlardır. Ama hiç merak etmesinler ki bugün bu yazıyı kaleme alma sebebim sadece kendi mağduriyetimi belirtmek değil yarın örtbas eden bir kesim de mağdur olmasın diye uğraşmaktır.

En üzücü şey ise şudur ki, astlık üstlük ilişkisinde en üst diye benimsenmiş bir kimsenin beni telefonla arayıp kendisinin dair 3 maymunu oynamasıdır. Y kişisinden çok da farklı olmayan laubali tavrıyla kendinin de bir baba olup kızı olmasına rağmen olayın yeterince ciddiyetini anlayamamışcasına y kişisinin hareketlerine yanlış demek yerine, y kişisinin çok iyi fotoğraflar çektiğini söylemiş, kamera kayıtlarına baktınız mı lafım üzerine ise ‘ çok işi olduğunu zaten döneminin bittiğini yeni kişiye devredeceğini kendisinin de yurtdışına gideceğini’ söylemiştir. Kendisine verilen en üst ilişkiyi yani sıfatı sokakta duysanız bilmeyeceğiniz için söylemiyorum ben sadece bu ülkede bunca şiddet ve cebir karşısında mücadele etmeye çalışan bir kadın olarak böyle bir örtbası duymaktan bu kişiler adına, kuruluş adına utandığımı beyan ediyorum.

Bir hukuk öğrencisi ve hukukçu adayı olarak hukuksal haklarımı da bilerek kendileri ile hukuksal yoldan mücadele edebilirdim evet fakat kendimi bildim bileli kalemin kuvvetine güvenen biri olarak ve bu insanların işleri nasıl örtbas ettiğine bizzat şahit olduğumdan ötürü bu tarz 3 maymunu oynayacaklara verilecek en iyi dersin kamuoyuna bilinçlendirme olduğunu düşünüyor insanların bu kuruluşu incelerken kamyoncular derneği ile rotary/rotaract arasındaki değerlendirmeyi de bundan sonra daha rahat kavrabileyeceklerini düşünüyorum.

Not: Bana bu yazıyı yazmama izin veren Hukuk Sokağı ailesine, bana bu yolda destek olan Radikal kapanıncaya kadar köşeyazarlığı yaptığım Radikal aileme özellikle Cevdet abime ve de en önemlisi her ne kadar ‘bu kuruluşça’ aileme bu olayı intikal ettirmem büyük ayıp olsa da sahipsiz olmadığımı bildiğimden ve de bununla gurur duyduğumdan dolayı özellikle babamın göstermiş olduğu büyük mücadeleden ötürü sonsuz teşekkürlerimi iletip hala vicdanlı, şerefli ve evrensel değerlerimize sahip çıkan insanların olduğunu bilmenin mutluluğunu yaşıyorum.

NOT : Bu yazı konuk yazarımız, Hukuk Fakültesi öğrencisi Ece Ergüney tarafından kaleme alınmıştır. 

Sosyal Medyada paylaş;

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çağla Şikel'in canlı yayında memesi gözüktü

Çağla Şikel'in canlı yayın kazası... Ali Şan - Çağla Şikel Show tv'de hafta içi her sabah canlı yayınlanan, " herşey dahil " programının sunucuları  Alişan ve Çağla Şikel canlı yayında dans ederken eski manken, oyuncu ve sunucu Çağla Şikel'in elbisesinin askısı düştü. Çağla Şikel sutyen  giymemesi nedeniyle zor durumda kaldı. Çağla Şikel'in elbise askısı düşmesi nedeniyle yaşadığı şok anını hemen toplardı ve yayına devam ettiler.

Teğmenlerimize

Mezuniyet töreninde; "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diyerek kılıç çatıp and içtikleri için birilerinin talimatıyla ve siyasi bir kararla ordudan atılan kahraman Teğmenlerimiz Anıtkabir'i ziyaret etti  Ben kahraman teğmenlerimizin Mustafa Kemal'in askeri olduğuna şahitlik ederim ama onları ordudan atanların kimin askeri olduğu hakkında bir fikrim yok. Yürekleri varsa açıklarsalar biz de öğrenebiliriz. 5 teğmen, resmen "Mustafa Kemal Atatürk'ün askerleriyiz" dediği için TSK'dan ihraç edilmiş. İşte gerekçeli kararın o bölümü şöyle...  

Ahmet Şık'ın kitabının taslağı internette.. Dokunan yanar

ahmet şık Gazeteci Ahmet Şık'ın tasarı halinde iken yayın yasağı getirilen kitabı 'imamın ordusu' adlı kitabının internette "dokunan yanar" ismiyle yayınlamasının ardından savcılık inceleme başlattı. Bu vesile ile sosyal medya kullanıcılarının paylaşımlarına dikkat etmeleri gerekli.

Doğu Avrupa'nın En Büyük Dijital Pazarlama Konferansı İstanbul'da.

SEOzone’15, Dijital Dünyanın SEO Trendlerini Belirmek İçin 3. Kez Toplanıyor... Çağımızın mucize kelimesi; değişim… Etrafımızdaki her şey hızla değişiyor, bugün yeni olan, ertesi gün eski oluyor. Değişime ayak uyduramayan firmalar ise yok oluyor… Dijital dünyanın yeni trendi ise; SEO. Yani arama motoru optimizasyonu uzmanlığı. Arama motorları, site sıralamalarını belirlerken kendi yapılarına göre çeşitli algoritmalar kullanırlar. Bu algoritmalar, onlarca kriter değerlendirilerek oluşturulur ve yazılı değildir, kuralları yoktur. Özgün içerik, doğru anahtar kelime kullanma, uygun site başlığı ve site açıklaması SEO’nun temel adımlarıdır, ancak yeterli değildir. Arama motorları, bir sitenin trafiğinin arttığını, ziyaretçi sayısının düzenli artışından ve site hakkında yapılan bilgilendirme paylaşımlarından anlarlar. Ancak bunların “doğal” yollardan olması gereklidir. Aksi takdirde siteniz bloklanabilir ve arama motorlarında görülmez.

Cumhuriyetimizin 100. yılı

 Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılı kutlu olsun.  "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."  Mustafa Kemal Atatürk 

Neden yazmıyorum

Yaklaşık 10 yıl önce başladığım blog yazarlığına uzun bir süredir ara verdiğimi okuyucularım fark etmiştir. Çeşitli vesilelerle soran dostlarım oldu.  Neden yazmıyorsun? Yazmayı, gördüklerimi, anladıklarımı, dert edindiklerimi dile getirmeyi ne çok sevdiğimi bilirsiniz.  Herkesin taraf olduğu bir ortamda ne yazabilirim, kime ne diyebilirim ki? Kutuplaşmış, ak ile karanın bu kadar net şekilde belirlendiği yerde adil bir şeyden bahsetmek kimi ilgilendir ki? Ya onlardansın ya bizdensin. Bizden değilsen sözünün ne önemi var ki? Ya da sırf bizimkilere yazmanın da pek bir önemi yok değil mi?  Evet uzun zamandır yazmıyorum. Bu gidiş devam ettiği sürece de yazmayı düşünmüyorum.  Buraya kadar mı?  Hayır...  Tabii ki de buraya kadar değil, karanlık yerini güneşe bıraktığında yine yazmaya devam edeceğiz.  Hele bir sis kalsın, memleketin üzerine yine aydınlık GÜNEŞ doğsun... Yine görüşeceğiz.  Şimdilik sağlıcakla kalın.   Cevdet Aykan Demir

Başbakan; blog yazarına dava açtı

Barış Ünver kimdir? 22 yaşında bir üniversite öğrencisi ve kendi inandıklarını, yaşadıklarını yazan genç bir blog yazarı. Kendisi ile ilgili detaylı bilgiyi zaten blogunda bulabilirsiniz.  Gelelim asıl mevzuya; İçerigi  yayından kaldırıldıgı için yayınlıyamıyorum. Fakat konusu; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın meydanlarda söylediği “CHP, MHP, BDP ruh üçüzü oldu” sözlerine atıfta bulunan Ünver, Abdullah Öcalan’ın devlet ile olan temasının da değerlendirildiği yazıda Erdoğan ile aynı kelimeler kullanılarak, “Erdoğan da Öcalan ile ruh ikizi oldu” dedi.