Ana içeriğe atla

Nafiye Gölbaşı; "Gazetelerde blog yazarlığı bir tür mazoşistlik midir?"

blog

Yazı yazmak uzaktan pek bi romantik görünse de, onunla yakından tanışma mutluluğuna erişmiş olanlar bu işin romantiklikten uzak, ağır bir inşaat işçiliği, olduğunu bilirler. Bir gazetede blog yazarı olmak hele, tam bir amelelik, davetsiz bir misafirliktir.

Dün dündür, bugün de bugündür blog camiasında.

Bugün yazınızın binlerce kez okunmuş olması, okuyucunun ertesi gün sizi görünce tanıyacağı anlamına gelmez. Hem hangi birini aklında tutsundur? Yüzlerce yeni kitap, gazete, face, twitter.
Ona da yazıktır.

blogyazarı

Blog yazarı da, tıpkı bir amele gibi her seferinde işçi bulma kurumuna tekrar gidip, elinde küreği ile sıraya girmek zorundadır o yüzden.

Her yeni yazı Acun‘ un karşısına çıkmak, blind date yapmak gibidir.

Hiç tahmin etmediğiniz bir yazınız baş sayfayı alır da, büyük umutlarla gönderdiğiniz bir tanesinin yüzüne bakan bile olmaz mesela. Koca bir belirsizliktir blog yazarlığı.

Yazınızın yayınlanma olanağının yanında, umuda soyunmayı, don gömlek kalmayı, bir günlük beyliğin de beylik olduğunu öğretir size bu belirsizlik. Hayal kırıklığına çeyrek kala egonuzu devre dışı etmekte ustalaşmayı, sosyalleşmeyi, Sezar’ın hakkını Sezar’ a verme sanatını kavramayı, yıldızların arasına karışmayı, kadro dışı olmaya razı olma olmayı ve her koşulda devam etmeyi öğretir.

 Bir gönül işidir yazı yazmak. Kırılgandır. Dalgalıdır.

Kontratı, sigortası, sendikası, emekliliği yoktur. Ne ilk güleni vardır, ne de son güleni. Herkesin şansı eşittir.

Bu kadar eşitlik Fransız anayasasında bile yoktur, ama öyledir işte.

İşinize gelirse.

Kelimeler eğlencelidir, hayındır, adrenaline esir düşürürler sizi ama bazı insanlar için acı çekmek bir çeşit özgürlüktür işte.

Var olmanın şartıdır.

Kelimelerle oyuna dalarak, kaybolarak, yaşadığını hissetmektir. Koşulların ve yerin önemi yoktur.

 Ha, öyle üç kuruşa en ön sırada oturmak yoktur blogculukta. Birkaç gün yazmadıysanız eğer, arka sıraların birinde buluverirsiniz hemen pabucunuzu.

İyi olsa buralarda ne işi var, dedirten sokaklarda.

Her yer blogcu, her yer yazı, her gün yeni bir gün, her yer rekabettir bu camiada.

Tanı bunları, tanı da büyü…

NOT: Bu yazı, Radikal Blog yazarı Nafiye Gölbaşı, tarafından kaleme alınmıştır.


Bu blogdaki popüler yayınlar

Çağla Şikel'in canlı yayında memesi gözüktü

Çağla Şikel'in canlı yayın kazası... Ali Şan - Çağla Şikel Show tv'de hafta içi her sabah canlı yayınlanan, " herşey dahil " programının sunucuları  Alişan ve Çağla Şikel canlı yayında dans ederken eski manken, oyuncu ve sunucu Çağla Şikel'in elbisesinin askısı düştü. Çağla Şikel sutyen  giymemesi nedeniyle zor durumda kaldı. Çağla Şikel'in elbise askısı düşmesi nedeniyle yaşadığı şok anını hemen toplardı ve yayına devam ettiler.

Doğu Avrupa'nın En Büyük Dijital Pazarlama Konferansı İstanbul'da.

SEOzone’15, Dijital Dünyanın SEO Trendlerini Belirmek İçin 3. Kez Toplanıyor... Çağımızın mucize kelimesi; değişim… Etrafımızdaki her şey hızla değişiyor, bugün yeni olan, ertesi gün eski oluyor. Değişime ayak uyduramayan firmalar ise yok oluyor… Dijital dünyanın yeni trendi ise; SEO. Yani arama motoru optimizasyonu uzmanlığı. Arama motorları, site sıralamalarını belirlerken kendi yapılarına göre çeşitli algoritmalar kullanırlar. Bu algoritmalar, onlarca kriter değerlendirilerek oluşturulur ve yazılı değildir, kuralları yoktur. Özgün içerik, doğru anahtar kelime kullanma, uygun site başlığı ve site açıklaması SEO’nun temel adımlarıdır, ancak yeterli değildir. Arama motorları, bir sitenin trafiğinin arttığını, ziyaretçi sayısının düzenli artışından ve site hakkında yapılan bilgilendirme paylaşımlarından anlarlar. Ancak bunların “doğal” yollardan olması gereklidir. Aksi takdirde siteniz bloklanabilir ve arama motorlarında görülmez.

Teğmenlerimize

Mezuniyet töreninde; "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diyerek kılıç çatıp and içtikleri için birilerinin talimatıyla ve siyasi bir kararla ordudan atılan kahraman Teğmenlerimiz Anıtkabir'i ziyaret etti  Ben kahraman teğmenlerimizin Mustafa Kemal'in askeri olduğuna şahitlik ederim ama onları ordudan atanların kimin askeri olduğu hakkında bir fikrim yok. Yürekleri varsa açıklarsalar biz de öğrenebiliriz. 5 teğmen, resmen "Mustafa Kemal Atatürk'ün askerleriyiz" dediği için TSK'dan ihraç edilmiş. İşte gerekçeli kararın o bölümü şöyle...  

Ahmet Şık'ın kitabının taslağı internette.. Dokunan yanar

ahmet şık Gazeteci Ahmet Şık'ın tasarı halinde iken yayın yasağı getirilen kitabı 'imamın ordusu' adlı kitabının internette "dokunan yanar" ismiyle yayınlamasının ardından savcılık inceleme başlattı. Bu vesile ile sosyal medya kullanıcılarının paylaşımlarına dikkat etmeleri gerekli.

Cumhuriyetimizin 100. yılı

 Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılı kutlu olsun.  "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."  Mustafa Kemal Atatürk 

Okan Üniversitesi 2012 Spor ödülleri

Okan universitesi logo Her sabah uyandığımda bugün diyorum, bugün sakin olayım, etliye sütlüye karışmayayım... Diyorum işte... sadece diyorum. Öyle bir memlekette yaşıyoruz ki, Olmuyor, oldurmuyorlar. Başka bir memlekette sokağa çıkamayacak insanlar, bizim memlekette  'Onur ödülü' alıyorlar. Ya onur kelimesinin anlamını bilmiyorlar ya da her zaman yaptıkları gibi onuru da parayla alıyorlar. Başka bir açıklamasını ben bulamadım bulan olacağını da sanmıyorum.

Madencileri görmek için ille ölmeleri mi lazım?

Zonguldaklı madenciler Eminim bir çoğunuz bu haberi görmüştür. Çünkü ülkede sayısı az da olsa hala gazeteciler var. Neydi bu haber; Zonguldak’ın Kilimli ilçesine bağlık Gelik beldesinde faaliyet gösteren Deka  Madenci lik A.Ş. ve bu şirkete ait Balçın Madencilik’te çalışan 120 maden işçisi, ocak ayından itibaren ücret alamadıkları için 4 Nisan’da iş bırakmıştı.