Ana içeriğe atla

Aziz Yıldırım'a teşekkür mektubu

Biliyorum şuan Metris cezaevinde bu yazdıklarımı okuyamazsınız.

Orda internet yok diyorlar.

Onlarca gazete, televizyon varken hem de istediğinizi yazdırıp istediğinizi konuşturduğunuz memlekette sıradan bir insanın bloğunu okumazdınız ya neyse...

Bilmem kaç sene Fenerbahçe'nin başkanlığını yaptınız. Bir kaç defa görevi bıraktınız sonra geri döndünüz veya döndürüldünüz. Şu bir aşikar ki camianız tarafından çok sevildiniz. Tıpkı tarafınız olmayanların nefret ettiği kadar.





Şimdi hakkınızda Cumhuriyetin özel yetkili savcıları tarafından şike yaptıgınız, teşvik verdiğiniz konusunda iddia ve mahkemece tutuklanma kararı var. Yargı ne karar verir bunu zaman gösterecek. Hukuk kendi içinde gereğini yapacak suçlu veya suçsuz olduğunuza karar verecek. Bu benim uzmanlık alanım değil ahkam kesecek halimde yok.

*****

Geçtiğimiz yıl canım çok yandı biliyormusunuz? Ben sizin ne kadar Fenerbahçe'li olduğunuzu bilemem. Siz milyon dolarları bir kalemde çizerken benim takımıma maddi olarak destekleyecek imkanımda yok. Ben hiç görmediği şehrin takımının başarısı veya başarısızlıgı ile hayatını şekillendirecek kadar çok seven sade bir futbolseverim. Şunu bilin ki benim canım en az sizin kadar acıyor.

Hatırlarmısınız geçtigimiz sezon ilk yarı bittiğinde sizden 9 puan öndeydik. Bizler 7 geliyor diye çığlık atmaya başlayıp şampiyonluk türküleri dillendiriyorduk. Tabi o aralarda futbolcunuz Semih'in yardımcınıza mamaladınız mı başkanım dediğini bilmiyorduk. Ya da Eskişehirspor'lu Doga'nın saha içinde kusmasına bir anlam vermeye çalışıyorduk. Yine futbolcunuz Emre'nin Ankaragücü futbolcusu Kaan ile mesajlaşmalarına şahit oluyorduk. Bunu açıga çıkaran milletvekili ile telegol programında tartışmalarını, çocuğumun ölüsünü öperim diye konuşmalarını dikkatle izleyip bişeyler oluyor abi diye sosyal medyada konusuyorduk.

Sosyal medya demişken bakın aklıma geldi size de anlatayım.

Galiba o ara biraz fazla konuşmuş olacagız ki yıllardır dost bildigimiz insanlar tarafından eleştirip küfürler yedik, arkadaşlıktan çıkarıldık. Hatta sizin Lube Ayar'ı size şikayet ediyorum başkan, bir kulagını çekiverin. Sizin tapelerde dediğiniz gibi boş konuşmaya devam ediyor. Söylemlerinin aksi konuşanları, ben ve benim gibileri blokluyor. Hem de her fırsatta demokrasiden, fikir özgürlüğünden bahsettiği bir dönemde. Aramızda kalsın ama galiba block yapınca hala okuyabildiğimizi bilmiyor.

*****
Teşekkürler Başkan;

Sözde usta gazetecilerin nasıl kalemlerini sattıklarını gördük. Köşemde rahat yazayım da bana dokunmasın diye nasıl sessiz kalınabiliyormuş onu anladık. Ismarlama haber nasıl yapılırmış onu öğrendik. Aman tekerimize çomak sokulmasın diye kıvır kıvır kıvranan televizyoncuların hiç bir şey yokmuş gibi sadece futbol konuşalım demelerini seyrettik.

Kelli felli milyarder iş adamlarının aslında sadece paranın ve su yolunun adamı olduklarınını gördük. Adalet mi? para mı? sorusuna inatla ve ısrarla parayı seçtiklerini gördük.

Kendi maaşlarının artırılması dışında asla bir araya gelemeyen siyasilerin bir kaç milyon oy uğruna neler yapabildiklerini, bir gecede yasa değiştirebileceklerini gördük. Hem de 6 ay önce çıkardıkları yasayı yangından mal kaçırırmış gibi Cumhurbaşkanı'nın vetosuna rağmen nasıl değiştirdiklerini gördük. Siyasetin aslında koca bir yalan olduğunu ve asla itibar edilmeyeceğini anladık.

Görevinde adil olmak zorunda olanların nasıl pazarlıklar yaptıklarını gördük. Uefa kapısında, orda burda gizli kapıların ardında yapılan konuşmaların külliyen yalan doldugunu sonra da itiraflarını gördük. Zamanı geldiğnde nasıl kaçılırmış onu anladık.

Hukuk konusunda en üst makamlara gelmiş insanların nasıl yalan konuşabildiklerini, milletin gözüne baka baka konuları çarpıtmalarını seyrettik.

Yıllardır sanatçı diye el üstünde tuttuğumuz, şarkılarını, filmlerini dillerden düşürmediğimiz insanların televizyonlarda canlı yayında "şike şike şampiyon olduk" diyecek kadar gözü dönmüş fanatik yaratıklar olduğunu anladık.

Eskiden bir Türk takımı yurt dışında maç yaptığında trübünlerde ülkemin bütün takımlarının renklerini görürken artık bizim insanlarımızın Moskova'lı olduklarını gördük. Türk takımı gol yiyince Portekizl'lilerle birlikte keyfle çekirdek çitlediklerini gördük.

Biz asla bir şey yapmadık diyenlerin gelişmeleri gördükçe boka batmış hallerini unutup sizin de kaşınızın üstünde göz var diyecek kadar çirkinleştiklerini gördük.

Daha çok şey var anlatılacak size . Bütün bunları bize gösterdiğiniz için size çok teşekkürler başkan.

Unutmadan; bu yazıyı yazdıgım sırada bizim hala 7. şampiyonlugumuzu vermediler ve vermemek için 40 takla atmaya devam ediyorlar.

Allah kurtarsın...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çağla Şikel'in canlı yayında memesi gözüktü

Çağla Şikel'in canlı yayın kazası... Ali Şan - Çağla Şikel Show tv'de hafta içi her sabah canlı yayınlanan, " herşey dahil " programının sunucuları  Alişan ve Çağla Şikel canlı yayında dans ederken eski manken, oyuncu ve sunucu Çağla Şikel'in elbisesinin askısı düştü. Çağla Şikel sutyen  giymemesi nedeniyle zor durumda kaldı. Çağla Şikel'in elbise askısı düşmesi nedeniyle yaşadığı şok anını hemen toplardı ve yayına devam ettiler.

Teğmenlerimize

Mezuniyet töreninde; "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diyerek kılıç çatıp and içtikleri için birilerinin talimatıyla ve siyasi bir kararla ordudan atılan kahraman Teğmenlerimiz Anıtkabir'i ziyaret etti  Ben kahraman teğmenlerimizin Mustafa Kemal'in askeri olduğuna şahitlik ederim ama onları ordudan atanların kimin askeri olduğu hakkında bir fikrim yok. Yürekleri varsa açıklarsalar biz de öğrenebiliriz. 5 teğmen, resmen "Mustafa Kemal Atatürk'ün askerleriyiz" dediği için TSK'dan ihraç edilmiş. İşte gerekçeli kararın o bölümü şöyle...  

Ahmet Şık'ın kitabının taslağı internette.. Dokunan yanar

ahmet şık Gazeteci Ahmet Şık'ın tasarı halinde iken yayın yasağı getirilen kitabı 'imamın ordusu' adlı kitabının internette "dokunan yanar" ismiyle yayınlamasının ardından savcılık inceleme başlattı. Bu vesile ile sosyal medya kullanıcılarının paylaşımlarına dikkat etmeleri gerekli.

Doğu Avrupa'nın En Büyük Dijital Pazarlama Konferansı İstanbul'da.

SEOzone’15, Dijital Dünyanın SEO Trendlerini Belirmek İçin 3. Kez Toplanıyor... Çağımızın mucize kelimesi; değişim… Etrafımızdaki her şey hızla değişiyor, bugün yeni olan, ertesi gün eski oluyor. Değişime ayak uyduramayan firmalar ise yok oluyor… Dijital dünyanın yeni trendi ise; SEO. Yani arama motoru optimizasyonu uzmanlığı. Arama motorları, site sıralamalarını belirlerken kendi yapılarına göre çeşitli algoritmalar kullanırlar. Bu algoritmalar, onlarca kriter değerlendirilerek oluşturulur ve yazılı değildir, kuralları yoktur. Özgün içerik, doğru anahtar kelime kullanma, uygun site başlığı ve site açıklaması SEO’nun temel adımlarıdır, ancak yeterli değildir. Arama motorları, bir sitenin trafiğinin arttığını, ziyaretçi sayısının düzenli artışından ve site hakkında yapılan bilgilendirme paylaşımlarından anlarlar. Ancak bunların “doğal” yollardan olması gereklidir. Aksi takdirde siteniz bloklanabilir ve arama motorlarında görülmez.

Cumhuriyetimizin 100. yılı

 Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılı kutlu olsun.  "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."  Mustafa Kemal Atatürk 

Neden yazmıyorum

Yaklaşık 10 yıl önce başladığım blog yazarlığına uzun bir süredir ara verdiğimi okuyucularım fark etmiştir. Çeşitli vesilelerle soran dostlarım oldu.  Neden yazmıyorsun? Yazmayı, gördüklerimi, anladıklarımı, dert edindiklerimi dile getirmeyi ne çok sevdiğimi bilirsiniz.  Herkesin taraf olduğu bir ortamda ne yazabilirim, kime ne diyebilirim ki? Kutuplaşmış, ak ile karanın bu kadar net şekilde belirlendiği yerde adil bir şeyden bahsetmek kimi ilgilendir ki? Ya onlardansın ya bizdensin. Bizden değilsen sözünün ne önemi var ki? Ya da sırf bizimkilere yazmanın da pek bir önemi yok değil mi?  Evet uzun zamandır yazmıyorum. Bu gidiş devam ettiği sürece de yazmayı düşünmüyorum.  Buraya kadar mı?  Hayır...  Tabii ki de buraya kadar değil, karanlık yerini güneşe bıraktığında yine yazmaya devam edeceğiz.  Hele bir sis kalsın, memleketin üzerine yine aydınlık GÜNEŞ doğsun... Yine görüşeceğiz.  Şimdilik sağlıcakla kalın.   Cevdet Aykan Demir

Başbakan; blog yazarına dava açtı

Barış Ünver kimdir? 22 yaşında bir üniversite öğrencisi ve kendi inandıklarını, yaşadıklarını yazan genç bir blog yazarı. Kendisi ile ilgili detaylı bilgiyi zaten blogunda bulabilirsiniz.  Gelelim asıl mevzuya; İçerigi  yayından kaldırıldıgı için yayınlıyamıyorum. Fakat konusu; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın meydanlarda söylediği “CHP, MHP, BDP ruh üçüzü oldu” sözlerine atıfta bulunan Ünver, Abdullah Öcalan’ın devlet ile olan temasının da değerlendirildiği yazıda Erdoğan ile aynı kelimeler kullanılarak, “Erdoğan da Öcalan ile ruh ikizi oldu” dedi.